Cumhuriyet’te yaşanan yönetim değişikliğinin ardından istifalar sürüyor.

Cumhuriyet gazetesinin sahibi konumundaki Cumhuriyet Vakfı’nda yönetim değişikliğinin ardından gazetede başlayan istifalar sürüyor.

Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçilmesinin ardından Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmenliği’ne Murat Sabuncu’nun yerine, Haber Koordinatörü Aykut Küçükkaya getirilmiş, gazetenin yayın kurulunda da değişiklikler olmuştu.

İlk olarak Yazı İşleri Müdürleri Bülent Özdoğan ve Faruk Eren görevden alınmıştı.

Gazetenin yazarlarından Aydın Engin, Çiğdem Toker ve Hakan Kara da bugün kaleme aldıkları yazılarında Cumhuriyet gazetesinden ayrıldıklarını duyurdular. Melis Alphan ise Twitter hesabından gazeteden ayrılma kararı aldığını duyurdu.

‘Hoşça Kalın’ -Çiğdem Toker

Gazeteyle yollarını ayıranlardan biri de deneyimli ekononomi yazarı Çiğdem Toker oldu. Toker, gazeteden ayrıldığını ‘Hoşça Kalın’ başlığını taşıyan bugünkü yazısıyla duyurdu.

Yönetim değişikliği sonrası ‘Atatürk’ün Cumhuriyet’i başlığıyla yayımlanan açıklamaya tepki gösteren Toker, “Tartışmalı bir dava süreci sonunda gerçekleşen yönetim değişikliğinin ardından “Atatürk’ün Cumhuriyet’i” başlığını taşıyan dünkü açıklamanın, her duruşmasını izlemeye çalıştığım ağır ceza yargılamasında, Cumhuriyet davası iddianamesindeki çizgi değişikliği suçlamasını hatırlatması üzüntümün nedenlerinden biri” dedi.

Toker, “Bu süre zarfında destek veren, dayanışma gösteren, yazılara dair duygu, düşünce ve eleştirilerini cömertçe paylaşan tüm değerli okurlara. Tartışmasız hiç değişmeyecek olansa Cumhuriyet’te yazmaktan, Cumhuriyet’e yazmaktan ömrümce sürecek bir kıvanç ve onur duyduğumdur. Cumhuriyet sonsuza dek yaşamalı” diye yazdı.

Çiğdem Toker’in “Hoşça Kalın” başlığıyla yayımlanan son yazısı şöyle:

Değerli okurlar, görsel ve içerik olarak alıştığınız dört parçalı bir sayfa yok bugün. Haftanın Dem’i, tek parça.

İki yıl önce, genel yayın yönetmenliği için görevlendirildiğinde (ertesi ay gözaltına alınıp tutuklanacağını, iftira ve asılsız suçlamalar eşliğinde bunun 17 ay süreceğini, sonra da ağır hapis cezasıyla cezalandırılacağını henüz bilmeyen) sevgili meslektaşım Murat Sabuncu’nun “Hafta içi yazılara ilave bir de geniş haftasonu yazısı olmalı” teklifiyle başladığımız pazar yazıları sona eriyor.

Sadece pazar da değil.

Bugün bu köşedeki dem’lerin sonu.

***

İnsanın kendi yazısından alıntı yapması tuhaf kaçsa da bazen bir mecburiyet olarak karşısına dikilebiliyor. 28 Ekim 2013 tarihli ilk yazımdan bir cümle:

“Hoyrat, hoyrat olduğu kadar tuhaf zamanlardan geçiyoruz.”

Son kullanma tarihi hâlâ geçmemiş bu cümleye şaşırarak baktıktan sonra şu bölümü paylaşmak istedim:

“Enikonu kayganlaşmış bir zeminde; iyi haberciliği kendine dert eden bir ekibin parçasıydım.

Bir bahar akşamı, Ankara temsilciliğini yaptığım gazete tarumar edildi. Arkadaşlarım görevden alındı, ayrılmaya zorlandı. Önce mali; peşi sıra gelen siyasi operasyon, gazetemizi bizim olmaktan hızla çıkardı.

Ne gönül bağı kalmıştı ortada ne de heves.

Biat hakkımı, gazetecilik ile ‘ekmek parası’ sözcüklerini hiçbir vakit yan yana getirememiş ruhumdan yana kullandım:

Gittim.

Bir yaz akşamı, her anlamda darmadağın edilen gazetemden hangi sebeple ayrıldıysam; adını aldığı bayramın arifesinde aynı sebeple Cumhuriyet’teyim:

Heves ve heyecan…”

***

Kurucusu Atatürk ile adı, ilkeleri, kökleri, taşıyageldiği saygınlığıyla dünyada bir benzeri olmayan gazetem Cumhuriyet’teki ilk yazım, aktardığım o heves ve eşsiz heyecan ile yazılmıştı.

Hatırlı kısmı da Cumhuriyet’in istisnasız her siyasi iktidar döneminde ağır bedeller ödemiş tarihinin gazeteciliğe kattığı sorumluluktan da kaynaklanıyordu.

(Sakın ola heves ve heyecan çocuksu bir sorumsuzluğu çağrıştırmasın. Toplumsal sonuçlar üreten bir işi hakkıyla yapmanın biricik önkoşulu gördüm bu iki itici gücü. Hem de bu yaşıma dek.)

Bugünkü yazının son oluşu -kiminizin “akıllıca” bulmayacağını bildiğim- heves ve heyecanın yerini ağır bir üzüntüye bırakmasından kaynaklanıyor.

Tartışmalı bir dava süreci sonunda gerçekleşen yönetim değişikliğinin ardından “Atatürk’ün Cumhuriyet’i” başlığını taşıyan dünkü açıklamanın, her duruşmasını izlemeye çalıştığım ağır ceza yargılamasında, Cumhuriyet davası iddianamesindeki çizgi değişikliği suçlamasını hatırlatması üzüntümün nedenlerinden biri.

O üzüntü, gitme vaktinin geldiğini haber verirken, şunu söylemek zorundayım:

Her türlü “çizgi” ve “yayın politikası” uyuşmazlığı bir yana, olağanüstü bir dönemde gazetecilik yargılanır, kriminalize edilir, meslektaşlarımız maddi unsur içermeyen, delil niteliği taşımayan suçlamalarla aylarca tutuklu kalır, gazetenin yayın politikası suçlama konusu edilir, çocuklarına acı çektirilir, gazetecilik iktidar medyası desteğiyle itibarsızlaştırılmaya çalışılırken dahi Cumhuriyet’te gazetecilik yapıldığının, güç koşullar altında özgürlükçü, çoğulcu bir tutumun benimsenmeye çalışıldığının ve halkın haber alma hakkı için -demokratik bir ülkede söz konusu dahi edilemeyecek- riskler alındığının tanığıyım.

Herkesin kendi vicdanıyla yaşadığı inancı ve birbirine eşit ağırlıkta iki teşekkür ile noktalıyorum:

Biri bu süre zarfında, bir gazetecinin -hele ki bu konjonktürde- ihtiyacı olan en büyük servet saydığım bağımsızlık ve özgürlük duygusunu Cumhuriyet gazetesinde beş yıl boyunca istisnasız her an yaşatan bütün yöneticilere ve meslektaşlarıma.

Diğeri: Bu süre zarfında destek veren, dayanışma gösteren, yazılara dair duygu, düşünce ve eleştirilerini cömertçe paylaşan tüm değerli okurlara.

Tartışmasız hiç değişmeyecek olansa Cumhuriyet’te yazmaktan, Cumhuriyet’e yazmaktan ömrümce sürecek bir kıvanç ve onur duyduğumdur.

Cumhuriyet sonsuza dek yaşamalı.

***

Gazetenin yazarlarından Aydın Engin, Çiğdem Toker ve Hakan Kara da bugün kaleme aldıkları yazılarında Cumhuriyet gazetesinden ayrıldıklarını duyurdular. Melis Alphan ise Twitter hesabından gazeteden ayrılma kararı aldığını duyurdu. Aydın Engin istifa ettiğini açıkladığı yazısında “Cumhuriyet de benim için buraya kadarmış” dedi.

Engin, ‘Eyvah, yaşasın, ben yine gidiyorum’ başlıklı yazısında şu ifadeleri kullandı:

“Dört yıl önce, Cumhuriyet’te yeniden yazmaya başladığımdaki ilk Tırmık’ın başlığı ‘Eyvah, yaşasın, ben yine geldim’ idi.
Aradan dört uzun zorlu yıl geçti. Bu Tırmık’ın başlığı da ilkine ‘biraz’ benziyor:
Eyvah, yaşasın, ben yine gidiyorum…
Geçen cuma günü Cumhuriyet Vakfı yeni yönetimini seçti. Yeni yönetimin benimle çalışmak istemeyeceğine eminim. Benim yeni yönetimle çalışmayacağıma ise kesinlikle eminim.
Dört yıl gibi kısa, ama kimilerimize kırk yıl kadar uzun gelen harikulade bir serüvendi. Ateşi ve ihaneti de gördük, elini taşın altına değil ateşe duraksamadan sokan kadın ve erkekler de tanıdık.
Cumhuriyet de benim için buraya kadarmış.
Giderken eli boş gitmiyorum. İkramiyemi AKP Reisi’nin elinden alıp gidiyorum: Yargıtay’da sırasını bekleyen yedi buçuk yıl…
Boşverin.
Hapishane bilmediğim yer değil. İstanbul’un bütün sivil ve askeri hapishanelerinde defalarca konuk edildim. Bir Silivri kalmıştı…
Yukarıda hatırlattığım dört yıl önceki ilk “Tırmık”ta şöyle yazılmıştı:

‘… Başlıktaki ‘eyvah’ da, ‘yaşasın’ da benden değil. Kimlerden bilmiyorum. Kim olduklarını, ‘Eyvah’ ya da ‘Yaşasın’ diyenler zaten biliyor (…..) Sözün özü: ‘Eyvah yine geldi’ diyenlere eyvallah, ‘Yaşasın yine geldi’ diyenlere selam…’

Dört yıl sonraki bu Tırmık da benzer bir cümleyle bitsin.

‘Eyvah yine gidiyor’ diyenlere selam olsun, ‘Yaşasın yine gidiyor’ diyenlere eyvallah…”

***

HAKAN KARA: KALMAM MÜMKÜN DEĞİL

Cumhuriyet gazetesine yapılan operasyon sonrası 9 ay tutuklu kalan yazarlardan Hakan Kara da artık gazete kalmasının mümkün olmadığını söyledi.

Kara bugün yayımlanan ‘Önce Cumhuriyet’ başlıklı yazısında şöyle dedi:

“…Cumhuriyet gazetesinde, mahkeme kararı gereği yeniden seçim yapıldı. Yeni bir yönetim belirlendi. İnternette bu değişimi sevinçle karşılayanlar var. “Tamam işte ne güzel oldu” diyenler. Üzgün olanlar, tepki gösterenler de var. Benim sözüm işte o üzülenlere. Elbette üzülebilir, Cumhuriyet’e kızabilirsiniz. Gazeteye mektup yazın, tıpkı tüm haber müdürlüğüm boyunca bana yaptığınız gibi yöneticilere telefon açın, görüşlerinizi dile getirin. Ama Cumhuriyet’i almaktan asla vazgeçmeyin. Cumhuriyet sizin gazeteniz…

…Bana gelince, yaşanan onca şeyden sonra, gazetede kalmam artık mümkün değil. Hafta başında istifa ettim. Sessiz sedasız ayrılıyorum. Söyleyecek şey çok elbette. Ama bunun ne zamanı ne de yeri: Önce Cumhuriyet.”

***

MELİS ALPHAN DA AYRILDI

Cumhuriyet yazarı Melis Alphan da bu sabah Twitter hesabından gazeteden ayrıldığını duyurdu.

Alphan Twitter hesabından şu mesajı paylaştı:

“Cumhuriyet, benim için epey kısa bir yolculuk oldu. Olsun, yine de güzeldi.

Bana dedemin gazetesinde yazma fırsatı verdikleri için @muratsabuncum ve @ataytayfun’a teşekkür ediyorum.”,

GÜRAY ÖZ DE VEDA ETTİ

Önceki gün yayınlanan “Sondan Bir Önceki Yazı” başlıklı yazısıyla istifa edeceğinin sinyalini veren Güray Öz de bugün ayrıldığını duyuranlar arasına katıldı. “Bir veda yazısı yazmak isterdim ama olmadı” diyen Öz, sosyal medya hesabından şunları yazdı:

Cumhuriyet gazetesindeki görevlerimden ayrıldım. Bir veda yazısı yazmak isterdim ama olmadı, artık okurlarımın “Sondan Bir Önceki” başlıklı yazımı veda yazısı olarak kabul etmelerini diliyorum. Cumhuriyet’teki tüm arkadaşlarıma da hoşçakalın diyorum.

AHMET TULGAR: 36 HAFTA SÜRDÜ

Ahmet Tulgar da 36 hafta süren köşe yazarlığının bugün itibarıyla son bulduğunu duyurdu. Tulgar, sosyal medya hesabından şu mesajı paylaştı:

“Bugün Cumhuriyet Pazar’da son yazım yayımlandı. 36 hafta sürdü. Beni Cumhuriyet Pa7ar’a davet eden dostum Tayfun Atay ve kutlama mesajlarını eksik etmeyen yine dostum Murat Sabuncu’ya ve elbette beni hep cesaretlendiren, mutlu eden sevgili okurlarıma çok teşekkür ediyorum.”

Kaynak: Artı Gerçek

  • Hakkımızda
  • Künye

 

Başka Bir Denizli… Başka Bir Ülke… Başka Bir Dünya… MÜMKÜN…