kadınların eğitim alması daha mı az gerekli? – ayşe düzkan (Yeni Yaşam Kadın Eki)

akp iktidarının türkiye’ye en önemli müdahalelerinden biri eğitim sistemi üzerinden oldu. dinselleşme haklı olarak bu konuda en öne çıkartılan başlık ama bütün sürecin sonuçlarına baktığımızda karşımıza çıkan gerçeklik biraz daha kapsamlı.

birinci nokta şu; bu topraklarda yoksul çocukları için sınıfını değilse bile gelir düzeyini değiştirmenin başlıca yolu olan eğitim imkânı git gide onlardan uzaklaşıyor. artık, özellikle büyükşehirlerde yaşamayan yoksul bir ailenin çocuğu istediği kadar başarılı olsun, iyi bir gelir ve başarılı bir meslek elde edebileceği bir üniversiteye girmesi, orada okuması ihtimali çok çok az.

ikinci nokta, kız çocuklarının ve genç kadınların eğitim hakkından mahrum hale getirilmesi. bunun ilk ve en önemli adımı 4+4+4 sistemi oldu. bu sistemin, çoğu çocuğu dini eğitim veren imam hatiplere mahkum ettiğini biliyoruz ki bu da esas olarak belli bir gelir düzeyinin altındaki ailelerin sorunu oldu. ikinci dört yıldan sonrası için sunulan açık lise uygulaması ise kız çocuklarının erken evlendirilmesini mümkün kıldı. sistem tartışılmaya başlandığında, eğitim-sen ve kadın örgütleri bu konuda uyarılarda bulunmuştu, sistemin üzerinden bir yıl geçtiğinde haklı oldukları ortaya çıktı. (1) akp başka bazı ülkelerdeki yol arkadaşları gibi kız çocuklarına eğitimi yasaklamıyor ama okula gitmemelerinin zeminini hazırladı.

bogaziçi’nde neler oluyor?

bogaziçi üniversitesi’ne kayyım atanmasıyla birlikte başlayan süreç, öğrencilerin ve öğretim görevlilerinin, iktidarın beklemediği mücadelesi ve direnci uzun zamandır kamuoyu tarafından takip ediliyor. bu mücadelenin kayıplara rağmen sürmesi bence çok önemli çünkü bu mücadeleler, geleceği şekillendirecek hafızayı da oluşturuyor.

şunu hatırlatmak istiyorum. ilk adı robert kolej olan boğaziçi üniversitesi, uzun yıllar boyunca, özellikle istanbul burjuvazisinin çocukları için ferah bir eğitim imkânı sağladı. 12 eylül öncesinin, her üniversitede çatışmalar, polis işgali olduğu yıllarında burası, ülkenin politik ortamından şaşırtıcı derecede uzak kalıyordu. sonraki yıllarda, bu özelliğini bir ölçüde korudu ve ama emekçi sınıfların çocuklarının da devam ettiği bir üniversite oldu. belki de ülkenin en iyi, en güzel kampüsüne sahip olması, çekiciliğini en az eğitim kalitesi kadar artırıyordu. öğrenci kulüplerinin canlılığı ve çeşitliliği de cazibe kaynağı oldu.

boğaziçi’ne kayyım atanmasıyla başlayan süreç, buranın eğitim kalitesini düşürecek, modern batılı kaynaklara ve fikir akımlarına açık yapısını da geriletecek ki bu yapısı feminizme ve kadın araştırmalarına alan açmasını da sağlamıştı. (2)

erkeklere “pozitif ayrımcılık”

boğaziçi üniversitesi öğrencilerine yurt imkânları da sağlar. nitekim, üniversitenin web sitesinde üniversitenin kayıtlı öğrencilerin yaklaşık üçte birine yurt imkânı sağladığı ifade ediliyor. (3)

ancak geçtiğimiz günlerde çok çarpıcı bir gelişme oldu ve üniversite kandilli yurdu’nda sadece erkek öğrencilerin kalacağını açıkladı. böylece buraya kayıt yaptırmış 277 kadın öğrencinin konaklama hakkını ellerinden aldı! bu öğrencilerin kyk yurtlarına yerleştirileceği söylense de kyk bunu reddediyor! oysa bu öğrenciler istanbul’a gelmek için biletlerini almış, derslere başlamak üzere hazırlıklarını yapmış. bu yetmezmiş gibi bu öğrenciler mail yoluyla islami yurtlara yönlendiriliyor yani sokakta kalmamak için bu yurtlara mahkum ediliyor.

barınma, özellikle kadın öğrenciler için büyük bir sorun. birçok aile kızlarının başka arkadaşlarıyla evde kalmasını hoş görmeyebileceği gibi bunun masraflarını karşılayacak geliri de yok. barınamamak çoğu kadın öğrenci için eğitim alamamak anlamına geliyor. birçok aile kız çocuklarını okutmak konusunda isteksizken ve tam da bu sebeple kadın öğrenciler için pozitif ayrımcılık önlemlerinin alınması -örneğin daha fazla burs- gerekirken boğaziçi yönetimi tam aksini yapmış! ki sıradan erkek-egemen bakış açısı bile erkeklerin daha kolay başlarının çaresine bakabileceği ama kadın öğrencilerin yurtlarda güven ve disiplin altında olmasının daha uygun olduğunu varsayar. kayyımsa, kadın öğrencilerin eğitimini ikinci planda görüyor!

bu tür durumlarda mağdur olanlara pratik maddi destek çıkılması çok önemli tabii ama nasıl ki barınama sorunuyla ilgili çalışmalar bir tür politik kampanyaya dönüştü ve esas olarak o şekilde anlam kazanıyor aynı şekilde bu konu da politize edilmeyi hak ediyor. çünkü bugün “kızlar üniversiteye gitmese de olur” demek kolay değil ama “önce erkekler” fikriyle hareket etmek mümkün.

şunu unutmamakta yarar var. akp yakın tarihimizin en “bilinçli” politik yapılarından biri belki de birincisi, kadınların esas olarak eş ve anne olması gerektiğine dayanan ideolojisini, adım adım, adeta alıştırarak topluma dayattı. boğaziçi yurt krizi açık biçimde bu yaklaşımın bir ürünü ve konu öğrencilere ve öğretim görevlilerine bırakılmayacak kadar ciddi.

(1) bu konuda güncel bir çalışma: https://ekmekvegul.net/gundem/kiz-cocuklari-hangi-kosullar-altinda-yasiyor

(2) bu yazının konusu olmadığı için ayrıntılandırmayacağım ama modern batılı kaynaklara açık olmaya mutlak olumlu anlam atfetmediğimi belirteyim.

(3) https://advising.boun.edu.tr/tr/content/yurtlar-m%C3%BCd%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BC

Kaynak: Yeni Yaşam Kadın Eki

  • Hakkımızda
  • Künye

 

Başka Bir Denizli… Başka Bir Ülke… Başka Bir Dünya… MÜMKÜN…