“ODTÜ Rant Yolu” projesi olarak da bilinen ve ODTÜ ormanı sınırları içerisinde çalışmaları yürütülen proje kimin yararına? Yol çalışmasından ODTÜ ekosistemi nasıl etkileniyor?

* Fotoğraflar: Umut Hasanoğlu.

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) yerleşkesinden ve Gölbaşı’nın kadim tarım arazilerinden geçecek Bilkent-İncek çevre yolu bağlantısı projesi yalnızca ODTÜ’lüleri değil tüm Ankaralıları ilgilendiriyor.

Projenin trafik sorununu çözeceğine dair “kamu yararı” yetkililer tarafından sürekli dile getiriliyor. Projenin bu gibi amaçlara hizmet etmesi şöyle dursun, zenginlerin ceplerini doldurmaktan başka hiçbir getirisi yok.

Yol projesi tüm kent halkına zarar verecek. Yol alanı çevresindeki haberli satın alınmış arazilerde şimdiden rezidanslar yükseliyor. Melih Gökçek’in bağlantılı olduğu Genç İnşaat’a ait Park Joven Kuleleri’nin mühürlü olmalarına rağmen inşaatlarına hâlâ devam ediliyor, kuleler emlak sitelerinde yaklaşık 10 milyon liradan şimdiden satışa sunuluyor. İşin rant boyutuyla ilgili çok fazla ayrıntı olsa da, bu yazı rant projesinin ve nicelerinin ekolojik etkilerine odaklanıyor.


ODTÜ arazisinde kendiliğinden oluşmuş küçük göletler ve sulak alan bitkileri. Arkadaki binalar Park Joven konutları.

“Rant Yolu” alanı

Melih Gökçek’in başlattığı, Mansur Yavaş’ın devam ettirdiği, 11 kilometre uzunluğundaki rant yolu projesinin 4.5 kilometrelik kısmının ODTÜ ormanı içerisinden geçmesi planlanıyor. Bazı yerlerde yolun genişliği 100 metreye ulaşırken, bu yolun yaratacağı ekolojik tahribat yolun kilometrelerce ötesini bile etkileyecek.

Alanda tutulan çadırlı nöbet sırasında yol arazisinde birçok canlıya rastlandı. Keklik sürüleri, gece balıkçılı, tepeli toygar gibi birçok kuş, kaplumbağalar, kurbağalar, otsu ve odunsu bitkiler, sürüngenler, kelebekler ve diğer omurgasızlar, gözlemlenen canlıların yalnızca bir kısmı.

2017 yılında ağaçlar kesilerek düzlenen yol alanı aradan geçen beş yıl içerisinde şimdiden kendini yenilemeye başlamış durumda. Otsu ve odunsu bozkır bitkileri, ağaç, ağaççık ve çalı fidanları, ufak göletler ve çevresinde bulunan tatlısu bitkileri alanda yapılan kısa bir turda rahatlıkla gözlemlenebilir. Yol arazisi üzerinde bulunan bir geven bitkisinin uzmanların tanımlarıyla endemik ve IUCN Kırmızı Liste tehlike kategorisi VU (hassas, yani vahşi yaşamda soyu tükenme tehlikesi büyük olan tür) olan Ayaş Gümüşü (Astragalus densifolius subsp. ayashensis) türüne ait olduğu tespit edildi.


Ayaş gümüşü bitkisi.

Bütün bunların yanında, yol arazisinin kenarında birçok bitki çeşidi bulunuyor. Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği ile yaptığımız incelemeler sonucunda yol için tellerle ayrılmış alanın kenarında birçok yaşlı alıç ağacına rastlandı. Bunlardan ikisinin 200 yaşını aşkın olduğu, bir tanesinin ise yaklaşık 250-300 yaşında olduğu saptandı. Bu ağaçlar ODTÜ kurulmadan çok önce varlardı ve belki de ODTÜ yerleşkesindeki en yaşlı ağaçlar.


200 yaşındaki alıç ağacı. Teller yol arazisini ayırıyor, ağaç tam sınırda.

Yolun yapılması halinde yaşam alanları ciddi ölçüde etkilenecek, belki kısa süre içerisinde kuruyup ölecekler. Yol alanına en yakın uzaklığı kuş uçuşu 1 kilometreyi bulan ODTÜ DSİ Göleti de yol yapımından olumsuz etkilenecek alanlardan birisi. Yani bu yolun yapılmasının ODTÜ’nün hem göl, hem bozkır hem de orman ekosistemlerine ciddi ölçüde olumsuz etkisi olacak.

Yolların ve trafiğin doğal alanlara etkisi

Asfalt yollar ve araç trafiği, çevresinde bulunan doğal habitatlara çeşitli zararlar veriyor. Örneğin yollar, 150 metre ötesindeki ağaçlarda bile ağır metal birikimine neden olabiliyor. Yolun yarattığı kirlilik nedeniyle bitkiler fizyolojik strese maruz kalabilir ve yol kenarındaki ağaçlar da haşere problemleriyle karşılaşabilir.

Söz konusu problemlerlerden bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

1. Gürültü ve ışık kirliliği

Gürültü kirliliği birçok canlıyı etkilerken özellikle kuşların yaşamında olumsuz sonuçlara neden oluyor. Yüksek trafik seslerinden dolayı kuşların potansiyel eşlerini etkilemekte başarısız oldukları gözlemleniyor. Işık kirliliği ise bazı kuşların beslenme zamanlarını etkileyebiliyor.

2. Kum ve toz

Yollardan yayılan tozların bitkilerde hücre yıkımına ve stomalarının (bitkideki terleme ve gaz alışverişini kontrol eden açıklıklar) tıkanmasına yol açması mümkün. Aynı zamanda toz parçacıkları bitki fotosentezi, solunumu ve terlemesini etkilemekte, kirletici gazların etkilerini çoğaltmakta.

3. Ağır metaller

Yoğun trafik olan bölgelerden toplanmış bitkilerin kök sistemlerinin yeterince gelişmemiş olduğu saptandı. Bunun yanında, salınan ağır metal içerikli gazların bazı omurgasız gruplarının sayılarında azalmaya, bazılarında ise artmaya sebep olduğu gözlemlendi. Bu da, her ne kadar artmayı pozitif bir şey olarak düşünsek de, doğal dengeyi değiştiren bir etmen.

4. Gazlar

Araç trafiği sülfür dioksit (SO2) karbonmonoksit (CO), karbondioksit (CO2), nitrojen gazları ve hidrokarbon gazlar gibi gaz bileşiklerinin salınımına neden oluyor. Yolların yakınlarındaki bitkiler bu gazlara maruz bırakıldığında bodur kalabilmekte. Bazı bitkiler ise nitrojen oksit gazından dolayı haddinden fazla büyüyüp ekosistemdeki tür kompozisyonunu değiştirebilir. Bahsedilen gazlar aynı zamanda iklim değişikliğine neden olan gazlar.

5. Habitat parçalanması

Habitat canlı türlerinin yaşamalarına ve gelişmelerine uygun yer anlamına gelir. Doğal alanlarımız her geçen gün azalmakta ve verimsizleşmekteyken yolların canlıların doğal yaşam alanları içerisinden geçmesiyle habitatlar bölünmekte ve daralmakta. Bazı canlılar yaşamlarını sağlıklı şekilde sürdürebilmek için geniş alanlara ihtiyaç duyar.

6. Mikroklima etkisi

Mikroklima veya mikroiklim, etraflarındaki iklimden ayrılan farklı iklim koşullarına (sıcaklık, nem, vb.) sahip küçük alanlardır. Yollarla bölünen alanlarda çevre koşullarının değişmesiyle 15 metreye öteye kadar mikroklima alanlar oluşmakta. Bu mikroklimalar ise orman içerisine doğru 50 metrelik bir etki yaratabilmekte.

7. Parçalanmanın orman kuşlarına etkisi

Yapılan çalışmalara göre ormanı bölen dar koridor şeklinde yolların bile kuş çeşitliliğini ciddi ölçüde etkilediği görülüyor. Ağaçların kesilmesiyle bazı kuşların yuvaları bozulacak, meyve ve tohum gibi besinleri azalacak.


ODTÜ’lülerin nöbetlerini sürdürdükleri alan ve alandan görünen manzara.

8. Kazı çalışmalarının etkisi

Alanda yapılan kazı çalışmaları bitkiler gibi böceklerin de yaşam alanlarını yok edecek. Özellikle arı gibi tozlaştırıcı böcekler bitki çeşitliliği ve bitkilerin çoğalması açısından hayli önemli. Herhangi bir tünel yol veya “ekolojik” üst geçit yapılsa bile böcek türlerinin yaşam alanları yok olacak, alandaki denge büyük ölçüde bozulmuş olacak.

9. İstilacı ve yabancı türler

Ormanların parçalanması istilacı ve yabancı türlerin artmasına yol açabilmekte. Öncelikle, habitat parçalanması orman/orman olmayan alan oranını ve orman alanı/çevre çeper oranını değiştirmekte, ikinci olarak ise istilacı türler için ormanlara giriş olanağını artırmakta. Habitatları istila eden türler oranın doğal dengesini bozar ve hatta bazı türlerin popülasyonlarının yok olmasına neden olabilir.

10. İnsan etkisi ve yapılaşma baskısı

Yol çevresi yapılaşmaya açıldıkça insan etkisi, dolayısıyla ekosistemler üzerindeki stres de artar. Alandaki insan varlığının artması, yanında getireceği kirlilik gibi etkiler dışında da canlılar için bir baskı oluşturmakta, onların davranışlarını etkilemekte. Bütün bunların yanında, bir yolun yapılması, her zaman bununla bağlantılı daha fazla yolun planlanmasının önünü açıyor.

Bitirirken

Bizler, her türlü doğa talanının ve halkın yararını gözetmeyen rant odaklı projelerin her daim karşısında olacağız. Herkesi direnişi büyütmeye, talana ve ranta karşı doğayı savunmaya çağırıyoruz. Zenginlerin ve kodamanların değil, halkların ve doğanın hükmünün geçeceği bir dünya yakındır.

“Belli ki yakındır doğayı ve hayatı sarsacak saat.”

ODTÜ doğası hakkında

ODTÜ yerleşkesi, şehir merkezinin güneydoğusu boyunca uzanan yaklaşık 4500 hektarlık bir alanı kaplıyor.

ODTÜ arazisi, Ankara’nın şehir merkezinde göl, orman, çayır ve bozkır gibi ekosistemlere ev sahipliği yapan, bütünlüklü olarak sağ kalabilmiş tek alan. Bu alan otsu bitkiler, çalı, ağaç ve ağaççıklar, omurgasızlar, sürüngen ve amfibiler, küçük memeliler, tatlısu canlıları ve kuşlar gibi canlılara yuva olmuş, yüksek biyolojik çeşitliliğe sahip bir bölge.

Türkiye’de tespit edilen kuş türü sayısı yaklaşık 490 iken bunların 249’u, yani yarısından fazlası, Türkiye’nin yüzölçümünün sadece yüzde 0.0038’ini oluşturan ODTÜ’de gözlemlendi. Gözlemlenen kuşlardan altısının küresel ölçekte nesli tehlike altında. Çiğdeci (Acridoteres tristis) türünün ülkede ilk defa kaydı buradan verilmiş olup Akkaşlı Kirazkuşu (Emberiza leucocephalos)’nun son yüzyılda bilinen beş kaydından ikisi de ODTÜ’de.

Bunun yanında ODTÜ, birçok göçmen kuş için göç yolu üzerinde bir durak, bir dinlenme noktası ve yağ rezervlerini yenilemek üzere beslenme alanı görevi görüyor. ODTÜ arazisinde şu ana kadar kaydedilen 800’ü aşkın bitki türü bulunuyor ve bunlardan en az 50’si endemik. ODTÜ Biyoloji Bölümü, Doğa Koruma Merkezi ve Butterfly International adlı kurumlardan uzmanların yaptıkları araştırmalar sonucunda ODTÜ’de yaklaşık 126 kelebek türü tespit edildi. Bunlardan son derece nadir olan Güzel Nazuğum kelebeğinin dünyanın bilinen en önemli popülasyonu yerleşke içerisinde.

Tilki, alaca kokarca, porsuk, gelincik gibi yırtıcı memeliler, yarasalar (Chiroptera), kirpi (Erinaceus concolor) ve soreks (Crocidura spp.) gibi böcekçiller; tavşan (Lepus europaeus) gibi otçul türler, tarla fareleri (Microtus guentheri ve M. levis), anadolu orman faresi (Apodemus witherbyi), avurtlaklar (hamsterler) ( Cricetulus migratorius ve Mesocricetus brandti), çöl faresi (Meriones tristami), Gelengi( Spermophilus xanthoprymnus) ve körfare ( Nannospalax nehringi) de ODTÜ arazisi içerisinde bulunan türlerden.

Yerleşke, İç Anadolu bozkırlarının görece az müdahale edilmiş, otlatma baskısı ve tarım ilaçlarına maruz bırakılmamış, doğal kalmış birkaç bozkır ekosisteminden birine sahip. Yaygın kanının aksine bozkırlar çorak ve değersiz, yapılaşmaya açılması uygun alanlar değil, çeşitliliği çok yüksek olan ekosistemler bunlar.

ODTÜ ormanı çoğunlukla karaçamlardan oluşmakla birlikte toros sediri ve sarıçam türlerinin de yoğunlukta olduğu bir ekosistem. Bu türlerin yanı sıra yerleşkenin doğal alanlarında yirmiden fazla başka ağaç türüne, yayvan yapraklı ağaççıklara, çalılara ve yer örtücü otsu bitkilere de rastlamak mümkün. İç Anadolu’ya özgü alıç, ahlat, badem, mahlep gibi ağaççıklar da yerleşkenin ağaçlandırma çalışmaları kapsamında kampüse kazandırıldı. Yerleşkedeki bu yenilikçi ağaçlandırma çalışmaları, ODTÜ’de ekolojik açıdan tekdüze ve fakir bir örtüden ziyade birçok canlının barınabileceği zengin ve nitelikli yaşam alanları oluşmasına olanak sağladı.

ODTÜ doğasının bu denli zengin olmasının en önemli sebebi bozkırın, ormanın ve gölün bir arada bulunarak farklı yaşam ortamlarını barındırması. Bu biçimiyle böylesine bir uyum ve bütünlüğü, ODTÜ kampüsünün 1995 yılında Ağa Han Mimarlık Ödülü’nü almaya hak kazanmasını sağladı.

 

Kaynak: Bianet – Umut Hasanoğlu

Umut Hasanoğlu

ODTÜ Biyoloji Bölümü mezunu, Hacettepe Üniversitesi Ekoloji yüksek lisans öğrencisi.
Kavaklık Direnişi ve ODTÜ Rant Yolu Direnişi başta olmak üzere birçok çevre mücadelesinde yer aldı, konunun hem politik hem de ekolojik boyutlarıyla ilgilendi. Lisansı süresince İngiltere, Yunanistan ve İtalya’daki çeşitli kurumlarda ekolojiye dair eğitimler aldı. Lisansını tamamladıktan sonra doğa koruma alanında çalıştı, nesli tehlike altındaki türlerle ilgili çeşitli projelerde yer aldı. Boş zamanlarında çocuklar ve yetişkinler için doğa tanıma gezileri düzenliyor, insanları kentinin ve gezegeninin doğasını sahiplenmeye ve korumaya teşvik etmeye çalışıyor.

 

  • Hakkımızda
  • Künye

 

Başka Bir Denizli… Başka Bir Ülke… Başka Bir Dünya… MÜMKÜN…