OHAL’ın kalkmasının koşulu: Terörle Mücadele, Türk Ceza ve İç Güvenlik Yasalarında değişiklik

Erdoğan ile Bahçeli arasında önceki gün gerçekleşen görüşmede, Erdoğan, “OHAL’in kaldırılmasını” istedi. Ancak Erdoğan, Bahçeli’nin “terörle mücadele konusundaki hassasiyetleri olduğunu” da dile getirerek, “MHP’nin ve şahsınızın terörle mücadele konusundaki hassasiyetini biliyor ve bu konuda size destek veriyorum. Bizlerin ve AKP iktidarının da aynı şekilde terörle mücadele ile ilgili hassasiyetleri bulunuyor. İktidar olarak terörle mücadele hız kesmeden devam edecek. Bu noktada da MHP ile işbirliği içinde olacağız. Uzlaşma ve dayanışma içinde gerekirse Meclis’te, terörle mücadele ile ilgili yasal düzenlemeler de yaparak, Cumhur İttifakı’nda birlikte hareket edeceğiz. Gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonra OHAL kalkabilir. Hak arama konusunda mağdur olanların önü açılabilir” dediği öğrenildi.

Erdoğan’ın terörle mücadele yönündeki kararlılığının ardından da Bahçeli’nin “OHAL’in kaldırılmasına ihtiyaç halinde yasal düzenlemelerin yapılması koşuluyla destek verdiği” ifade edildi. OHAL’in süresi 19 Temmuz itibarıyla doluyor. Meclis’e 19 Temmuz itibarıyla yeni bir OHAL tezkeresi getirilmediği takdirde, OHAL de kendiliğinden kalkmış olacak. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilk kez 21 Temmuz 2016’da ilan edilen OHAL , bugüne kadar geçen sürede 7 kez, üç ay süreyle uzatıldı.

Görüşmenin ardından iki parti, “ihtiyaç duyulması halinde gerekli yasal düzenlemelerin yapılması” formülünü tartışıyor. Bu kapsamda mevcut Terörle Mücadele Yasası, Türk Ceza Yasası ve İç Güvenlik Yasası gibi yasalarda bazı düzenlemelerin yapılabileceği öngörülüyor. AKP ve MHP’li kurmayların söz konusu düzenlemelerle ilgili de önce kendi partilerinde çalışma yürüteceği sonra da bir araya gelerek “ittifakın iki kanadının uyum ve uzlaşı” ile çalışma yapılabileceği vurgulanıyor.

Terörle Mücadele, Türk Ceza ve İç Güvenlik Yasalarında Değişiklik

24 Haziran’dan sonra yürürlüğe giren anayasa hükümlerine göre cumhurbaşkanı’nın kararname çıkarma yetkisi bulunuyor. Ancak cumhurbaşkanı, “temel haklar, kişi haklarını” ilgilendiren konularda kararname çıkaramayor. Bu nedenle de düzenlemelerin ‘Cumhurbaşkanlığı kararnamesi’ ile değil Meclis yoluyla yapılacağına dikkat çekiliyor. Yapılması öngörülen düzenlemelerin Meclis’in yeni dönemine kalacağına da işaret edilirken, yeni yasama döneminin başlamasının ardından da düzenlemelerin önce iki partinin üyelerinin oluşturduğu Milli Mutabakat Komisyonu’na, ardından da genel kurula gelebileceği ifade ediliyor. Yeni dönemde Meclis’te de Cumhur İttifakı’nın 344 milletvekilinin olacağı, bu nedenle gerekli yasal düzenlemelerin Meclis’ten çıkarılabileceği vurgulanıyor.

Hem iktidar kanadı hem de MHP kanadı, yapılması öngörülen yasal düzenlemelerin “AB ile uyum kapsamında geri adım anlamına gelmeyeceğini” ileri sürüyor. Erdoğan ile Bahçeli’nin önceki günkü görüşmesinde de söz konusu düzenlemelerin AB ve Avrupa ile ilişkileri etkileyip etkilemeyeceği konusunun gündeme geldiği, ancak şu anda devam eden OHAL’in Türkiye açısından ‘sıkıntı’ yarattığında görüş birliğine varıldığı da belirtilirken, Türkiye’de OHAL’in devam etmesinin hem yabancı yatırımcıları hem de Türk turizmini etkilediği kaydediliyor. OHAL döneminde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin birçoğunun da zaten Meclis’te yasalaştığına dikkat çekiliyor. Bu nedenle çok fazla düzenlemeye de “gerek olmadığı, terörle mücadelede bazı temel değişikliklerin yapılmasını içeren düzenlemelerin olabileceği” ifade ediliyor. Bu kapsamda da yapılması düşünülen düzenlemelerin, “OHAL’deki gibi tüm Türkiye’yi değil, terörle mücadelenin etkin yürütüldüğü bölgeleri kapsayabilecek nitelikte olduğu” dillendiriliyor.

‘Düzenleme söylemi bir tuzaktır’

Anayasa hukukçusu, CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu “‘OHAL’i kaldıracağız ama OHAL’in kaldırılmasıyla ortaya çıkan boşluğu doldurucu düzenlemeler yapacağız’ şeklindeki söylem bir tuzak söylemidir” dedi.

Cumhuriyet’e değerlendirme yapan Prof. Kaboğlu, OHAL’in bitmesi durumunda yeni bir düzenleme yapmaya gerek olmadığını vurgulayarak “Zaten Olaganüstü Hal Kanunu yürürlükte. Dolayısıyla zaten İç Güvenlik Yasası adını verdiğimiz 2015 Nisan’ında yürürlüğe giren yasa yürürlükte. 6638 sayılı İç Güvenlik Yasası yürürlüğe girdiği döneme ben ‘fiili OHAL Nisan 2015’te ilan edildi’ diye görüş öne sürmüş ve bunu yazmıştım. Esasen anayasal OHAL’in 20 Temmuz 2016’da ilan edildigini söyledim. Bu nedenle şu andaki yürürlükte olan mevzuatta, OHAL’e ilişkin düzenlemeler, yani kamu düzeni, kamu güvenliğini sağlayıcı düzenlemeler var. Kaldı ki bu 6771 sayılı Anayasa Değişikliğine Dair Kanun 25 Haziran yürülüğe girdiğine göre, bu konuda Meclis Başkanlık Divanı’nın oluşması, yemin edilmesi, Cumhurbaşkanı’nın yardımcılarını belirlemesi ve bakanları ataması gibi anayasal organların işlemeye başlamasıyla yeni düzenleme yapmaya gerek yok” diye konuştu. Kaboğlu, şöyle devam etti:

“OHAL döneminde yapılan düzenlemelerin ele alınması söz konusu ki bunların başında OHAL Kanun Hükmünde Kararnameleri (KHK) geliyor. Bunların sayısı 35 – 36 kadar. Ve bunların önemli bir kısmı o zamanda söyledik anayasaya aykırı. Dolayısıyla bana göre onların elden geçirilmesi gerek. Bu nedenle şimdiden ortaya atılan ‘OHAL’i kaldıracağız ama OHAL’in kaldırılmasıyla ortaya çıkan boşluğu doldurucu düzenlemeler yapacağız’ şeklindeki söylem bir tuzak söylemidir. Çünkü Türkiye’de zaten OHAL’in altyapısı mevcuttur. Yapılması gereken tam tersine OHAL döneminin bıraktığı, tam iki iki yıldır uygulanan OHAL’in bıraktığı derin tortuları kaldırmak, temizlemektir. Tarihimizde hiç görülmediği kadar güçlü bir yürütme söz konusu olacak. 1909’dan bu yana, kesintiler dikkate alınmazsa hep hükümet, parlemento önünde sorumlu oldu. Osmanlı’da bile. 100 yıllık, hükümetin parlemento önünde, Meclis önündeki sorumluluk ilkesi ortadan kalktı. Bu esasen hükümetin daha rahat olduğu anlamına geliyor. Hükümetin siyasal zorunluluğu yok. Hükümetin kime karşı sorumluluğu var. Tek sorumlu olduğu kişi Cumhurbaşkanı’dır. Muhalefete önemli görevler düşüyor. Bu görevler şöyle: Bir; OHAL çerçevesinde yapılan düzenlemelerin OHAL’in kaldırılması nedeniyle, sonucu doğabilecek varsayımsal boşluklar dikkate alınarak yapılacak yasal düzenlemeler konusunda muhalefet çok uyanık olmalı. Görev, yetki ve ihtiyaç açısından bu konuda gerek anayasaya uygunluk, gerek var olan yasaların yeterliliği bu açıdan tabii ki muhalefete olduğu kadar, iktidarı da kendi içinde ittifak olmaya davet etmek açısından önemli. Çünkü ‘OHAL’i kaldıracağım diyorsunuz’ ama yürülükteki düzenlemeler yetmiyormuş gibi OHAL’den daha ağır düzenlemeler yapma yetkisi olmamalı diye düşünüyorum.”

Kaynak: Cumhuriyet

  • Hakkımızda
  • Künye

 

Başka Bir Denizli… Başka Bir Ülke… Başka Bir Dünya… MÜMKÜN…